Benzer bedelli hikayesi

Türkiye gazetesinde tesadüfen bir yazı gördüm. Konu bedelli olunca dikkatimi çekti. Bir gencin bedelli hikayesi. Hikayesi benim hayat hikayeme benziyor. Gözlerim doldu kimi satırda. Eski duygularım zihnime hücum etti. Kanım karaldı, keyfim kaçtı.
Hikayenin linki şu: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/fuat-ugur/577225.aspx

Arkadaşın ailesi dindarmış, babası emekli olmadan ordudan atılmış, okumaya yurtdışına gitmiş. Beş parasız dönmüş.Belirtmemiş ama sanırım onunda bizim gibi denklik sorunu vardı. Diplomasına denklik alamadığı için bir yere uzman memur olarak çalışamayacak ve askerliğini asteğmen olarak da yapamayacaktı. Bizim denkliğimiz 28 şubatla birlikte iptal edildi. Buraya kadar hemen hemen aynı hikayemiz. Farkı ben döndükten sonra beş parasız bir yıl geçirdim. Arada iş buldum çalıştım bir kaç ay. Üzerime resmi olan hiç bir şey olmadı ne fatura ne sigorta, ne şirket. Şehrin merkezi noktalarında uzak durdum, geceleri sokağa çıkmadım olur ya yakalama kararı çıkmıştır diye. İçimde  28 Şubatçılara ve resmi olan herşeye nefret oluşmuş bir “eski” ülkücü olarak ya bedelli çıkacaktı ya da vicdani rette bulunacaktım. Başımıza örülen çoraplardan sonra değil askerlik, askerin A’sını bile duymak istemiyordum. Bedelli çıktığında birikmiş param yoktu. Eş dostan borç, kardeşinin aldığı banka kredisiyle denkleştirilmiş 30.000 TL. Dile kolay YÖK’ü devleti mahkemeye veremiyen, kredi kartlarını ödemekte zorlanan adamın 30.000 TL verip bana bulaşmayın parası vermesi. Bunun adı zulum değil mi?

Allah ayarı bozuk rejimin bütün mazlumlarına sabır ve hilas nasip eylesin. Biz hiçbir zaman normal insan olamayacağız. Ne psikolojimiz, varsa meslek yaşantımız. Resmen hayata bir kaç sıfır geriden başlamış üniversite mezunu olmak her babayiğitin harcı değildir.