Doğrusal olmayan anlatım

Doğrusal olmayan anlatım (kesintili anlatım veya birleştirilmemiş anlatı) bazen edebiyatta, filmde, web sitelerinde ve diğer öykülerde kullanılan bir anlatı tekniğidir. Bu tekniğe göre örneğin olaylar kronolojik bir sıralama olmadan tasvir edilmektedir ya da diğer bir deyişle anlatının öne çıkan olayları direk nedensellik modelini izlemez. Mesela paralel ayırt edici konu hatları, rüya dalmaları ya da ana konu hattı içinde farklı bir hikaye anlatma gibi. Genellikle insan hafızasının yapısını ve hatırlamasını taklit etmek için kullanılır, ancak başka nedenlerle de uygulanmaktadır.

Edebiyatta bu tekniğe ilk Homer’in ilyadasında rastlanır. Yine M.Ö. 5. yüzyılda Hint destan Mahabharata’da bu anlatım tarzına rastlanır.

Modernist romancılar Joseph Conrad, Virginia Woolf, Ford Madox Ford, Marcel Proust ve William Faulkner, 19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın başlarına kadar, anlatı kronolojisi ve doğrusal düzeni terk ettiler.

Doğrusal olmayan roman örnekleri şunlardır:

Laurence Sterne, Tristram Shandy’nin Yaşamı ve Görüşleri, Bey (1759-67)
Thomas Carlyle’in Sartor Resartus (yaklaşık 1833)
Emily Brontë’nin Wuthering Heights (1847)
James Joyce’un Ulysses (1922) ve Finnegans Wake (1939)
Sadeq Hedayat’ın Kör Baykuş (1937)
William S. Burroughs’un Çıplak Öğle Yemeği (1959)
Joseph Heller’ın Catch-22 (1961)
Muriel Spark’ın The Prime of Miss Jean Brodie (1961)
Kurt Vonnegut’ın Mezbaha-Beş (1969)
Milorad Pavić’in Hazarların Sözlüğü (1988)
Irvine Galce’nin Trainspotting (1993)
Carole Maso’nun Ava: bir roman (1993)
Tim O’Brien’in Going After Cacciato (1979)

Sinema filmlerinde doğrusal olmayan anlatım birçok filimde kullanılmıştır ve kullanılmaktadır.

Son yılların popüler dizileri Lost, Breaking Bad, The Walking Dead, Arrow, True Detective, Once Upon a Time, Orange Is the New Black, How I Met Your Mother ve Arrested Development doğrusal olmayan anlatımın kullanımına verebileceğimiz örneklerdir.