Parataksis nedir?

Parataksis yazarken yada konuşurken kısa ve basit cümleleri tercih eden edebi bir tekniktir. Parataksis’de yanbağlaçlar yerine eşyapısal bağlaçlar kullanılır. Sözdizimi (sintaks)ve bağımlı düzen’in (hipotaksis) karşıtıdır. Parataksis en sade anlamda “bağlaçsız tümce yapma: aralarına bağlaç koymadan tümceleri yanyana getirme” demektir.

Aynı zamanda, şiirde, net olmayan bir bağlantı olmaksızın iki görüntü veya fragmanın, genellikle birbiriyle benzeşmeyen görüntü veya parçaların birbirine bitişik olarak yerleştirildiği bir tekniği tanımlamak için kullanılır. Okuyucular daha sonra parataktik sözdizimi tarafından ima edilen kendi bağlantılarını yapmak için bırakılır. Ezra Pound, Çin ve Japon şiirlerini uyarlaması olarak, imgelerin keskin kenetlenmesini(yan yana durmasını), İngiliz şiirinin önemli bir parçası haline getirdi.

Parataksis’de genel olarak yan cümle yoktur ve yan tümce/bağımlı tümce kullanılmaz. Bir cümlenin en önemli bölümünün ne olduğunu belirtmek için yan cümleler kullanırız. İşte bu sebeple herhangi bir yan cümle olmadığında, cümlenin her bir parçasını eşit derecede önemli olmuş olur. Bu tür cümlelerin etkisi düz, deklaratif ve genellikle biraz kasvetli olmaktadır.

En meşhur parataksis örneği “”geldim, gördüm, aldım”‘dır.

Parataksis bazen spontane ifadelerde bulunur. Örneğin seri katil “Aileen Wuornos”‘un idam edilirken son sözleri şöyle olmuştur : Evet, sadece kayayla yelken açtığımı söylemek isterim ve Bağımsızlık Günü gibi İsa’yla geri geleceğim. 6 Haziran, filmdeki gibi. Büyük ana gemi ve hepsi, geri geleceğim, geri geleceğim.

Diğer bir parataksis örneği (bir kaç hafif şekilde bağlaç kullanılmıştır):

“Yirmi iki yaşında, zayıf, sıcak, korkmuş, kim olduğunu ya da ne olduğunu bilmediği gerçeğini kabullenmeye cesaret edemiyor. . . Hiçbir dil, hiçbir kabile, kaynak yok, adres defteri yok, tarak yok, kalem yok, hiçbir cep mendili, halı yok, yatak yok, açıcı yok, soluk kartpostal yok, sabun yok, anahtar yok, Hiçbir tütün çantası, kirli iç çamaşırı ve hiçbir yapacak bir şey yok. . . O sadece bir şeyden emindi: kontrolsuz ellerinin canavarları …” Toni Morrison – Sula

“Handa hiç oda yoktu. Bir otel bulana kadar uzağa sürdük. Yoğun yağmur yağıyordu ve kapıya gidene kadar ıslanmıştık. Çoraplarımız küf kokuyordu. Orada yemek yedik ve çok az konuştuk.” Hemingway